28 Haziran 2011 Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece Miraç Kandili’dir. Manevi yükselişin zirvesine erişme anlamına gelen bu gece, Peygamberimiz Hazreti Muhammed (SAV)’in varlığın kaynağına, Yüce Allah’ın huzuruna yükselmesini ifade eder.Bu yolculuk, Peygamberimizin şahsında insanlığın ulaşabileceği manevi zirvenin yüksekliğinin de göstergesidir.
Oraya ulaşmak ancak karşılıklı sevgi-saygı, yardımlaşma, paylaşma ve fedakârlıkla mümkündür. Bu bağlamda toplumsal sorumlulukları yerine getirmek, insanlığa faydalı olmak, içine doğduğumuz doğal çevreyi korumak, tertemiz yürekli ve Allah’a sevgiyle bağlı birer dost olmak önem taşır. Müslümanlara Miraç gecesinde hediye edilen namaz ibadeti de bu manevi zirveyi, doğrudan Yüce Allah ile günde beş defa yüz yüze gelmeyi sembolize eder. Bu nedenle Sevgili Peygamberimiz (sav) “Namaz Mü’min’in miracıdır.” ifadesini kullanmıştır.
Kuran-ı Kerim’de Miraç olayının anlatıldığı İsra Suresi’nde temel prensipler şöyle ifade edilmektedir: "Allah'a ortak koşma, yalnız O'na inanıp yalnız O'na ibadet et, ana-babaya iyi davran, akrabaya, yoksula, yolda kalmış kimseye haklarını ver, cimrilik yapma, müsrif ya da savurgan da olma, açlık korkusu ve geçim kaygısı ile çocukları öldürme, zinaya yaklaşma, cana kıyma, yetimin malına el uzatma, verdiğin sözü yerine getir, ölçerken ve tartarken eksiklik ve noksanlık yapma, hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme, kibirlenme ve gururlanma. Bütün bu sayılanlar Yüce Yaradan’ın katında sevimsiz ve çirkin davranışlardır.”
Bu mübarek gecenin anlamına uygun olarak, yukarıdaki ilahi prensipler doğrultusunda düşünce ve davranışlarımızı yeniden gözden geçirmemiz, kendimizden başlayarak genişleyen ve tüm insanlığı kuşatan bir barış, huzur, sevgi, kardeşlik ve yardımlaşma halesi oluşturmamız temennisiyle, sevgili halkımızın Miraç Kandilini kutluyorum.
Doç. Dr. Talip ATALAY
Din İşleri Başkanı